Hoş geldiniz dinozorlar!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

MÜJDE IŞIL – Kadrosunu duyduğumuzdan beri merak ettiğimiz, potansiyeli olduğunu hissettiren bir film “The End of Oak Street/Oak Caddesi’nin Sonu”. 2014 yapımı “It Follows” ve 2018 yapımı “Under the Silver Lake”ten tanıdığımız David Robert Mitchell tarafından yazılıp yönetildi. Şaşaalı aksiyonları pek seven J.J. Abrams yapımcılığını üstlendi. Anne Hathaway ve Ewan McGregor gibi kendi kuşaklarının başarılı oyuncuları da başrolde.

Hikâye, televizyonda “Aşk Gemisi” dizisinin yayınlandığı ‘80’lerin başında geçiyor. Sakin bir banliyöde yaşayan Platt ailesi ile tanışıyoruz. Ek iş yaparak para kazanan baba Greg ile kendi kendine kaldığı zamanlarda roman yazan anne Denise’in evliliklerinde sorun var. Kızları Audrey ve oğulları Brian da olumsuzlukların farkında. Gizemli bir kozmik olay, yaşadıkları Oak Street’i banliyöden ayırıp onları dinozorlar ve tarih öncesi yaratıklarla dolu tehlikeli bir yere taşıyınca ailenin önceliği hayatta kalmak oluyor. 

Dinozor deyince bir filmi “Jurassic Park”tan ayrı düşünmek imkânsız. “Oak Caddesi’nin Sonu” zaten Spielberg etkisini özellikle vurguluyor. O kadar ki, Spielberg’ün dinozorları o meşhur adadan banliyöye ışınlanmış gibi. Hem dinozorlar benziyor hem de sahneler. Tabii şöyle bir durum da var: Aradan geçen 30 küsur yıldan sonra bile “Jurassic Park”ta o zamanki teknolojiyle yaratılmış dinozorları aşabilmek çok zor.  Ama “Oak Caddesi’nin Sonu”nun dinozorları da etkileyici görünüyor.

Tüm yollar Spielberg’e çıkıyor

1974 doğumlu David Robert Mitchell röportajlarında, ‘80’lerde büyüdüğü için Steven Spielberg’ün birçok filminin üzerinde etkili olduğunu söylüyor ama “Oak Caddesi’nin Sonu” için özellikle altını çizdiği film, 1982 yapımı “Poltergeist”. Film, banliyöde yaşayan mutlu bir ailenin küçük kızının kötü ruhlar tarafından televizyon üzerinden başka bir boyuta kaçırılmasını anlatır. Çünkü ailenin oturduğu ev eski bir mezarlığın üzerinde kurulmuştur. “Oak Caddesi’nin Sonu”nda niye mahallenin başına bu işin geldiği açıklanmıyor ama yol yine Spielberg’e çıkıyor. Çünkü Tobe Hooper’ın yönettiği “Poltergeist” de Spielberg’ün hikâyesine dayanıyordu. “Üçüncü Türden Yakınlaşmalar”dan sonra tasarladığı, çekemese de “E.T.” ve “Poltergeist”e ilham olan “Night Skies” adlı projesine… “Oak Caddesi’nin Sonu”ndaki dağılmanın eşiğine gelmiş aile teması da Spielberg’ün “E.T.”si ve “Dünyalar Savaşı”nı anımsatıyor.

Güvenli görünen banliyö yaşantısındaki karanlık sırlarla ilgilenmiyor film. Seyirciye keyifli vakit geçirtmek hedefi. Sıradan bir mahallenin gizemli bir kozmik olayla başka bir boyuta taşınması “The Twilight Zone” ve Stephen King benzerliği de taşıyor. Mitchell’ın hikâyesine getirdiği farklılık ise kadın karakterde, mizahta ve sürprizlerde yatıyor. Aileyi koruma görevini büyük ölçüde anne Denise üstleniyor. Üstelik Denise, yetenekli bir yazar ama ailesinin bundan haberi yok. Banliyö kâbusu ile bilim kurguyu harmanlayıp mizahla birlikte seyirciyi şok edecek sahneler sunan “Oak Caddesi’nin Sonu” bu haftanın ilgi çekici yapımlarından.

2026, Anne Hathaway’in senesi 

“Oak Caddesi’nin Sonu” da dahil olmak üzere üst üste rol aldığı filmlerle Anne Hathaway için 2026 harika geçiyor. “Mother Mary”de psikolojik olarak çok kırılgan bir dönem yaşayan pop yıldızını canlandırdı ve şarkıları kendisi seslendirdi. “Şeytan Marka Giyer 2”de 20 yıl sonra Andy Sachs rolüne geri döndü.  Hayranlarının dört gözle beklediği devam filmi dünya çapında 691.9 milyon dolar hasılat yaptı. Şimdilik 2026’nın en çok kazanan altıncı filmi. Bunun arkasından Christopher Nolan’ın Homeros destanından uyarladığı “Odyssey” geldi. Hathaway filmde, Truva Savaşı’ndan sonra kocasının dönüşünü beklerken taliplerini geri çeviren, güçlü İthaka Kraliçesi Penelope’ye hayat verdi. “Odyssey”in dünya çapında hasılatı 1 milyar doları geçti ve bu senenin şimdiye kadar en çok kazanan ikinci filmi oldu. Başarılı oyuncu 2 Ekim’de vizyona girecek, Colleen Hoover’ın aynı adlı çok satan romanından uyarlanan psikolojik gerilim filmi “Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı”nda ise geçirdiği kaza sonrası yazı yazamaz hâle gelen dünyaca ünlü yazar Verity Crawford’u canlandırıyor.

Anne Hathaway “Sefiller”deki performansıyla 2013’te kariyerinin tek Oscar’ını kazanmıştı. Bakalım 2026’daki birbirinden farklı karakterlerdeki performansları kendisine yeni adaylıklar ve ikinci Oscar’ını getirecek mi?