Gündem

İstanbul Havalimanı’nda ölen onlarca işçi için yapılan eylemle ilgili çarpıcı karar

Anayasa Mahkemesi, İstanbul Havalimanı inşaatında ölen onlarca işçi için afiş astıkları için cezalandırılan sendikacılar lehine hak ihlali kararı verdi. Yüksek Mahkeme, idarenin tavrının amacını aşan, öngörülemez zorlama ve radikal bir yorum olduğuna hükmetti.

AKP iktidarının gözde müteahhitleri Kalyon, Cengiz İnşaat, Mapa, Kolin ve Limak tarafından yapılan İstanbul Havalimanı’nın inşaatı sırasında çok sayıda işçi hayatını kaybetmişti. CHP’nin iddiasına göre 400, bakanlığın resmi açıklamasına göre 30 işçinin ölmesi üzerine havalimanı inşaatında çalışan işçiler, asgari koşulların yerine getirilmediği gerekçesiyle 14 Eylül 2018 günü eylem başlatmıştı.

Eylem üzerine güvenlik güçleri, şantiye alanına girmiş, işçilere biber gazıyla müdahalede bulunmuş, gece saatlerinde yaklaşık 600 işçi gözaltına alın 24’ü tutuklanmıştı

Eylemlerin devamında, İstanbul Fikirtepe’de “3. Havalimanında Tutuklanan Direnişçi İşçiler ve Sendika Yöneticileri Serbest Bırakılsın” başlıklı bir afiş asılmak istendi. Ancak İnşaat İşçileri Sendikası Genel Başkanı Mehmet Avcı’nın da aralarında bulunduğu birçok kişiye Kabahahatler Kanunu’nun 37. maddesine göre “çevreye rahatsız etmek”ten idari para cezası verildi.

Mehmet Avcı, afiş asma eyleminin cezalandırma konusu yapılamayacağını ve sendikal kapsamda barışçıl bir şekilde gerçekleştirdiği eylemin herhangi bir suç teşkil etmediğini belirterek idari para cezasına itiraz etti. İtirazı inceleyen İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliği itirazı reddetti.

AYM: İDARENİN TAVRI ÖNGÖRÜLEMEZ, ZORLAMA RADİKAL BİR YORUM

Avcı, konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Yüksek Mahkeme şu değerlendirme ve tespitlerde bulundu:

Başvuruculara isnat edilen eylemlerin 5326 sayılı Kanun’un 37. maddesi hükmünde düzenlenen “mal ve hizmet satışı amacıyla çevreyi rahatsız etmek” unsurundan “rahatsız etmek” kısmının kapsamında yer aldığı kabul edilmiştir.

Buna göre uygulanan kuralın bütünlüğü bozulmak suretiyle içeriğindeki bir cümle getiriliş amacından radikal biçimde farklı bir yoruma tabi tutulmuş ve ayrı bir suç ihdas edildiği değerlendirilmiştir.

“HUKUKİ YARDIMLA BİLE BUNUN SUÇ OLABİLECEĞİNİ BİLEMEZ”

Anayasa Mahkemesine göre bu şekilde bir cezalandırmada bireylerin hukuki yardım almak suretiyle dahi hangi eylem ve kusurların kendilerine atfedilebileceğini, suçlu duruma düşebileceklerini bilebilmeleri mümkün değildir.

Sonuç olarak kamu makamlarının söz konusu yorumunun anılan hükmün amacını aşan zorlama ve öngörülemez bir yorum olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

Ortaya çıkan bu sonuç Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir.

HÜKÜM: SUÇ VE CEZANIN KANUNİLİĞİ İLKESİ İHLAL EDİLDİ

Açıklanan gerekçelerle;

  • Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
  • Kararın bir örneğinin suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,
  • 364,60 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.864,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
  • Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başa dön tuşu