Gündem

Çocuğun tutuklanmasına karşı çıktığı için başına gelmeyen kalmadı

Kalp krizi sonrası hayatını kaybeden eski cumhuriyet başsavcısı Kamil Erkut Güre’nin görev yaptığı Diyarbakır ve İzmir’den alınması için Erdoğan’ın avukatlarının HSK ve Adalet Bakanlığı nezdinde yoğun bir baskı oluşturduğu ortaya çıktı. Güre’nin, 16 yaşındaki bir çocuğun Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan tutuklanması talebine karşı çıktığı için yargı içinde etkili bir grup tarafından sindirilmeye çalıştığı öne sürüldü.

Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden eski Diyarbakır ve İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre’nin yargı içinde etkin bir grup tarafından itibar operasyonuna maruz kaldığı iddia edildi.

15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gün Diyarbakır’a atanan Başsavcı Güre, hain FETÖ’cülere karşı amansız bir operasyona girişti. Asker, polis, yargı mensubu başta olmak üzere birçok kamu görevlisine işlem yaptırdı. Ancak bu operasyonların ucu bazı AKP’li siyasilerin yakınlarına kadar uzanınca dengeler değişti.

Güre, kendisini arayıp tutuklanması gereken kişiler hakkında adli kontrol talebinde bulunan, mal varlığına tedbir konulduğu için tedbir kararlarının kaldırılmasını isteyen bazı AKP milletvekilleri ile Adalet Bakanlığı çalışanlarının tüm taleplerini reddederken, telefonlarını bile açmadı. Güre, “Arkasında siyasi güç olanları serbest bırakıp, sokaktaki Ahmet efendiye işlem yaparsak eğer, bunu vicdanımıza anlatamayız” dedi.

MÜFETTİŞ ÜÇ KEZ SORUŞTURDU AMA İÇİ BOŞ ÇIKTI

Başsavcı Güre’nin Diyarbakır’dan alınması için bazı siyasilerin de içinde yer aldığı HSK ve Adalet Bakanlığı nezdinde mahalle baskısı oluşturuldu. Güre için, “Diyarbakır’a zarar veriyor, kafatasçı bir adam. Başına buyruk, kimseyi dinlemiyor, vekillerin telefonuna çıkmıyor” denildi. Diyarbakır’da 3 yıl görev yaptıktan sonra İzmir Başsavcılığına atanınca FETÖ borsası iftirasıyla HSK’ ya şikayetler yağdı. HSK 2. Dairesi bununla ilgili Diyarbakır’da farklı tarihlerde üç kez müfettiş gönderip rapor istedi.

16 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN TUTUKLANMASINA KARŞI ÇIKMIŞTI

Müfettişlerin incelemeye aldığı dosyalarda Güre’nin bizzat işlem yaptırdığı bu kişilerin tamamının FETÖ üyeliğinden mahkum olduğu, aksini gösterecek hiçbir emare bulunmadığı tespit edildi. Bu kez özel yaşama doğrudan müdahale olacak şekilde müfettişler Diyarbakır’a gönderildi ve Adliye lojmanlarına giden müfettişler Güre’nin Diyarbakır’dayken özel yaşamıyla ilgili lojman kapıcısını sorguladı.

ERDOĞAN’IN AVUKATLARI ISRAR ETTİ

Buradan da eli boş dönen müfettişler yine iddiaların soyut olduğunu rapor etti. Son olarak İzmir Başsavcılığı görevinde bulunurken 2013 yılında attığı bir tweet nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla 16 yaşındaki bir çocuğun gözaltına alınması için Başsavcı Güre’yi arayan Erdoğan’ın avukatları ısrarla tutuklama istedi.

“BU TALEBİNİZ ASLINDA CUMHURBAŞKANINA ZARAR VERİYOR”

Güre de, “Bu daha çocuk. Suçun işlendiği tarihte 15’i bitirip 16’ya girmiş. Ayrıca 2013 yılında Erdoğan, Cumhurbaşkanı değildi. Dolayısıyla hakaret suçu oluşmuyor. Soruşturmaya kaydederiz, ancak tutuklama olmaz. Bu talebiniz bizzat sayın Cumhurbaşkanına zarar verir” diyerek bu talebi geri çevirince avukatlar durumu eski Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve yardımcısı şimdiki İstanbul Başsavcısı Şaban Yılmaz’a ilettiler.

DÜZ SAVCI OLARAK ATANDI

Gül ve Yılmaz’da bu durum hakkında bilgi aldı ve çocuk Güre’nin karşı çıkması nedeniyle tutuklanmaktan kurtuldu. Erdoğan’ın avukatları başta olmak üzere AKP’li siyasilerin taleplerini yerine getirmeyen Güre hakkında bu kez “Ardışık aramaya takıldı” iddiası ortaya atıldı ve ardından Yargıtay’a düz savcı olarak atandı.

TÜMÜNDEN AKLANDI, 30 GÜN SONRA VEFAT ETTİ

Ardışık arama tarihi ise 22 Temmuz 2016 olarak kayıtlara geçirildi. Oysa FETÖ’nün ardışık uygulamasını 2012 yılında sonlandırıp ByLock uygulamasına geçtiği ve arandığı iddia edilen tarihte ise Başsavcı Güre hain örgüte karşı Diyarbakır’da operasyonları yönetiyordu.

HSK 2. Dairesi 11 Mart’ta tüm iddiaların soyut olması nedeniyle soruşturma evrakının işlemden kaldırılmasına karar verdi, ancak Güre’nin iftiradan aklandığı sevinci sadece bir ay sürdü. 11 Nisan günü ise yüreği maruz kaldığı linç uygulamalarını kaldırmayıp vefat etti.

Başa dön tuşu